Allah’ın Varlığına Bir Delil…

Allah’ın Varlığına Bir Delil…


Bismillahirrahmanirrahim Elhamdülillahi rabbil alemin vessalatü vessalamü ala seyyidine muhammedin ve ala alihi vesahbihi ecmain Allah’ın varlığının kanıtlarından bir tanesini bugün inceleyeceğiz. Yardımlaşma delili, konumuz bu. Üçyüzden fazla ayet tespit edildi şu mealde, Cenabı Hak bize buyuruyor ki Kuran’ı Kerim’de: Hiç düşünmez misiniz? Hiç bakmaz mısınız? Hiç akıl etmez misiniz? Hiç tefekkür etmez misiniz? Diyerek üç yüzden fazla bu mealde ayet var. Cenabı Hak bizi neye teşvik ediyor? Düşünmeye, bakmaya, irdelemeye delilleri ve kanıtları bulmaya bizi teşvik ediyor. Bizim burada toplanış amacımız, Allah’ın varlığını ispat ediyoruz diye bu derse başlayışımızın amacı bu. İşte bu ayetler Cenabı Hak bunu rica etmiyor, emrediyor! O zaman biz baktığımız zaman bir sineğe, bir kuşa, bir buluta yıldızlara baktığımız zaman ne yapacağız? Düşüneceğiz, tefekkür edeceğiz yani böyle ot gibi bakmayacağız arkadaşlar. Kainattaki sırrı çözeceğiz. Üç yüzden fazla ayet. Ve arkadaşlar Allah’ın varlığının delilleri, kanıtları ne kadar? Mesela Risale-i Nur külliyatı 13 kitaptan oluşan bir külliyat, biliyorsunuz Kuran hakkında üç yüz elli bin tefsir yazılmış, bazısı 40 ciltlik, bazısı 70 ciltlik ve bunlardan bir tanesi de Risale-i Nur, 13 kitaptan oluşuyor. Risale-i Nur’da Allah’ın varlığının kanıtları kırktan fazla yani yöntem olarak. Şöyle anlatayım bu yöntemlerden bir tanesini sizinle paylaşayım. Mesela şu bardağı alalım, Bediüzzaman hazretleri diyor ki: ‘Sanatlı bir eser, sanatkarı icap eder, gerektirir’ bakıyorsun düzenli bir şekilde, kaşığına bakıyoruz ve gerçekten bunda inanılmaz bir sanat görüyorsun değil mi? Veya kolundaki saate bak inanılmaz bir sanat, neyi gösteriyor? Sanatkarı gösteriyor Aynı onun gibi Şu kainata baktığımız zaman, bir karpuza baktığımız zaman, bir şeftaliye, bir çiçeğe, bir papatyaya baktığımız zaman sanatlı mı? Sanatkarı icap eder diyerek Allah’ın varlığının ispatı bu kırk taneden sadece birinci yöntem. Peki birinci yöntemin içinde kaç tane delil var? Bütün çiçekleri say, bütün bitkileri, bütün ağaçları, bütün meyveleri, kuşları, böcekleri, yerdeki hayvanları hepsini say, saymakla bitmez. Hatta birisi soruyor tartışma esnasında ‘Allah, Allah diyorsunuz, mucize diyorsunuz 1 tane mucize göster inanacağım’ diyor. 1 tane göster diyor Karşısındaki de Nur talebesiymiş diyor ki ‘Kardeşim! Sen bana mucize olmayan bir şey göster’ diyor. Ve hiç bir şey diyemiyor karşıdaki. Her şey bu kainatta apaçık bir mucize işte kırktan biri bu. Saymakla bitmez trilyonlarca içinde delil ve kanıt var. Şimdi kırktan bir ikincisi olan ‘Yardımlaşma delili’ yani kainata baktığımız zaman, mevcudata, buluta, yağmura, bitkilere bunların arasında bir yardımlaşma faaliyeti görüyoruz. Ama bunların aklı ve şuuru olmadığı için birbirlerine yardım ediyor olamazlar, demek ki perde arkasında bunlara yardım eden başka bir zat var. Bu anlatılacak. Şu mevcudat bir fabrikanın, bir sarayın, bir muntazam şehrin eczaları ve efratları gibi bel bele verip birbirine karşı yardım elini uzatıp yani fabrikanın çarklarını düşünün, dişlilerini düşünün, ne yapıyorlar? Birbirlerini tetikliyorlar değil mi? İşte aynı bunun gibi mevcudat, fabrikanın çarkları gibi yani bir bitkinin oluşması için ne lazım? Toprak lazım, karbondioksit, oksijen, su, bulut, rüzgar fabrikanın dişlileri gibi birbirine yardım ediyorlar gibi gözüküyor. Bel bele verip, birbirine karşı yardım elini uzatıp, birbirinin ihtiyaç sorusuna Lebbeyk (baş üstüne) derler. El ele verip bir intizam ile çalışırlar. Baş başa verip zevil hayata, hayat sahiplerine hizmet ederler. Omuz omuza verip bir gayeye müteveccihen bir Müdebbir-i Hakîm’e itaat ederler. Evet güneş ve aydan, gece ve gündüzden, kış ve yazdan tut ta bitkilerin, muhtaç ve aç hayvanların imdadına gelmelerinde, bakın bitkiler ve hayvanlar arasında bir yardımlaşma değil mi? Ne yapıyor hayvanlar aç kaldıkları zaman? Gidiyorlar bitkileri yiyorlar. Bitki, hayvanın vücudundaki besin değerlerini normalize ediyor. Devam ediyor. Muhtaç ve aç hayvanların imdadına gelmelerinde ve hayvanların zayıf ve şerif insanların imdadına koşmalarında hatta mevadd-ı gıdaiyyenin, gıda maddelerinin latif ve nahiv yavruların ve meyvelerinin imdadına uçmalarına zerrat-ı taamiyyenin yiyecek zerrelerinin, beden hücrelerinin imdadına geçmelerinde cari olan bir düsturu teavün ile yardımlaşma düsturu ile hareketleri bütün bütün kör olmayana gösteriyor ki gayet Kerim, ikram eden bir tek Mürebbi’nin kuvveti ile gayet Hakîm bir tek Müdebbir’in emri ile hareket ediyorlar. Arkadaşlar, atomlar maddenin yapı taşı değil mi? Atomlar, neyin yardımına koşuyor? Hücrelerin yardımına koşuyor. Peki hücreler? Organların yardımına koşuyor. Organlar? Bedenin yardımına koşuyor. Bakın yardımlaşma faaliyetini biraz daha net görelim diye bunları ifade ediyorum. Mesela bulut, neyin yardımına koşuyor? Bitkilerin yardımına koşuyor. Bitkiler? Hayvanların yardımına koşuyor. Hayvanlar? İnsanların yardımına koşuyor. Yani ortada merkezde insan hayatı var, apaçık bir şekilde olan yardımlaşma faaliyetini görebiliyoruz. Mesela bir örnek ile size bunu daha net bir şekilde bunu size anlatmak istiyorum. Elmayı ele alalım, elma bize ağacın eli ile geliyor değil mi? Ağacın odun olduğunu hatırlatıyorum size. Şimdi bakıyoruz bir yardımlaşma faaliyeti var ağaç ile insan arasında. Çünkü ağacın vermiş olduğu elma vitamin değerleri olarak, besin değerleri olarak benim vücudumun ihtiyacı olduğu bir şey. Bu elma ağacı, benim vücudumdaki vitamin değerlerini, ne kadar olması gerektiğini, hayatıma lazım olan maddeleri bilir mi? Bilemez. Ağaç ya bu odun İlim olabilir mi, akıl olabilir mi ağaçta? Olamaz. Demek ki bunu bana veren ağaç değil, bu yardımlaşma faaliyetindeki iş yapan ağaç olamaz. Peki ağacın kimyevi bir fabrikası mı var, eczacılık mı okumuş? O bitkiler, şifalı bitkileri düşünün. Benim vücuduma şifa olacak sıvıyı bilebilir mi? Bilemez. Yapabilir mi, kimya fabrikası mı var? Yapamaz. Demek ki gücü de yok ağacın, şefkati var mı? Hani insanlara faydalı olacak bir şeyler yapmak istersin ya şefkatle, ağaçta bir şefkat faaliyeti de gözükmüyor. Peki bu ağaç görür mü, duyar mı benim ihtiyacımı? Oda yok. Demek ki bana bu yardımı yapan ağaç olamaz. Birde bulutu örnek verelim. Bakıyoruz gökyüzüne bembeyaz bir bulut görüyoruz. Size soruyorum, yağmur olmadan insan hayatı devam edebilir mi? Mümkün değil, değil mi? Bu iddiada kimse bulunamaz. Siz biliyor musunuz saniyede on altı milyon ton su buharlaşıyor. Ve on altı milyon ton su saniyede yeryüzüne iniyor. Mükemmel bir düzen, binlerce senedir hiç şaşmadan, şaşırmadan devam ettiriliyor. Şimdi bakıyoruz buluta, bulutla bir yardımlaşma faaliyeti var. Bulut ne yapacak? Yağmur yağdıracak ama ondan önce yağmurun yağması için ne lazım kardeşim? Buharlaşma lazım, onun için ne lazım? Güneş lazım oyunun içine birçok mevcudat girdi değil mi? Güneş bir de cansız. Şimdi bakıyoruz güneşin yardım etmesi lazım, buharlaşma olması lazım. Buluta bakıyoruz, bulut gelecek bizim imdadımıza suyu bırakacak, bitkiler çıkacak, bitkilerden hayvanlar yiyecek, insanlar yiyecek ve insan hayatı devam edecek. Peki arkadaşlar soruyorum, bulut bana şefkat edip, insanlara şefkat edip ‘ben bunları bir sulayayım, bunların hayatını devam ettireyim’ böyle abes, böyle saçma bir düşünce olabilir mi? Olamaz. Bir bakın ya bulutu bir düşünün aklı var mı bu bulutun? Bu mükemmel faaliyeti on altı milyon ton su, yapabilir mi? Ne akıl, ne fikir hiçbir şeyi yok. Bunu kim iddia edebilir? Kimse iddia edemez. Peki başka… Bunun iradesi var mı? Bulut yağmur yağdırmayı, yağdırmamaya tercih etmek irade yani böyle bir şey var mı? Sende iyice saçmalıyorsun der gibi baktığınızı görüyorum arkadaşlar.İşte ateizm, ateist insanlar meseleyi bu kadar saçmalıyorlar. Başka… Bulut beni görür mü? Beni duyar mı? Benim ihtiyacımı bilir mi? Bilmez. Demek ki bana yardım eden ne bulut, ne güneş, ne toprak, ne de rüzgar, ne buharlaşma, ne de yoğunlaşma bunların, aklı şuuru yok bunlar bana yardım eden olamaz, demek ki bana yardım eden bütün bunları komutasında, emrinde, iradesinde tutan ve hepsini aynı anda idare eden sonsuz güç sahibi olan bir yaratıcı. Burada akıl sahibi bir adam başka bir şey düşünemez. Evet arkadaşlar Şöyle bir hakikatede değinerek meseleyi toparlamak istiyorum Eğer kainatta yaratılan bu mevcudat gerçekten Allah yoksa haşa, bize yardım edecekler ise bunların arasında bir istişare olması lazım. İstişare, toplantı demek, beraber toplanıp bir karar almak demek. Yani düşün bir papatyanın çıkabilmesi için ne lazım? Toprak ve topraktaki besin değerleri lazım, karbondioksit, oksijen lazım, bulut lazım, rüzgar lazım, yağmur lazım, düzenli bir şekilde sulanması lazım Bunun gibi arkadaşlar bir papatyanın çıkabilmesi için, dünyanın bin altı yüz yetmiş km hızla kendi ekseni etrafında dönmesi ve aynı anda yüz sekiz bin km hızla güneşin etrafında dönmesi lazım ki bir papatya vücuda gelsin ve hayatını devam ettirsin. Papatyanın meydana gelebilmesi, devam edebilmesi için bir değil, iki değil, üç değil, beş değil milyon tane bakın abartmıyorum milyon tane sebep lazım Ve milyon tane sebep, bir papatyanın etrafında toplanıyor. Hepsi ona yardım ettiriliyor. Şimdi meselenin ince noktasına geldik İnşaallah anlarız. Eğer bunlar Allah olmadan kendi kendilerine ona yardım ediyor olsaydılar çok uyum içinde hareket etmeleri gerekmez miydi arkadaşlar? Yani adeta bunların toplanıp bir istişare, toplantı yapmaları lazım ki bakın saçmalıkları görebiliyor musunuz anlatırken bile abes geliyor. Toprağın belli bir derecede besin değeri ona göndereceği, hava karbondioksit, oksijen dengesini belli bir ayarda tutacak ki bu bitki devam etsin, bulut ben şu kadar sulayacağım, dünya ben şu kadar döneceğim gibi bütün onu meydana getiren sebeplerin istişare içinde, uyum içinde olması lazım ki o sebepler birbirine tecavüz etmesinler. Böyle bir şeyi, eşek insan olsa sonra tekrar eşek olsa ben bu fikri kabul etmem diyerek kaçacaktır. Üstad hazretleri bunu söylüyor. Soruyorum eşek, kardeşim eşek bu fikri kabul eder mi ya? Allah rızası için söyleyin. Yok Yani aklı, mantığı olan, hayrı arayan, Allah’ı arayan hiçbir akıl bu hakikati görmemezlikten gelemez. Müthiş bir hakikat. Arkadaşlar meseleyi anladık mı? Anladık mı abi? Yardımlaşma delili Yani kısa ve özet olarak akılda kalması için toparlıyorum, eğitimdede bu yöntem var Konu bittikten sonra toparlayın diyorlar Arkadaşlar baktık kainata kainatta muazzam bir yardımlaşma faaliyeti gördük ama bu yardımlaşma, bu zincirleme, bu ekolojik denge neyde var? Her şeyde var. Bulutun rüzgar ile alakası var, rüzgarın atmosfer ile alakası var, atmosferin güneş ışığı ile alakası var her şey birbiri ile bağlanmış yani fabrikanın çarklarından bir tanesini alsan fabrika iptal olur. Bu kainatta aynen öyle her şey birbirine zincirlenmiş, kenetlenmiş ve birbiri ile yardımlaşıyor. Bunların akılları olmadığına göre güneşin aklı olmadığına göre, bulutun aklı olmadığına göre, şuuru olmadığı, şefkat etmediğine göre, bunları güneş yapamaz, bulut yapamaz o zaman perde arkasında bir güç var, sonsuz güç sahibi bir yaratıcı bütün bunları aynı anda idare ediyor ve düzeni devam ettiriyor, dedik ve yardımlaşma delilinin Allah’ın varlığına mükemmel bir ispatı olduğunu öğrendik. Beyler! İşte Bediüzzaman’ı, Bediüzzaman yapan,zamanın harikası yapan bu Kur’an hakikatlerini Kur’an-ı Kerim’in arapça Kuran-ı Kerim’in içinden çıkartıp türkçe olarak bize sunması şu o kadar muazzam bir hakikat ki bir çok insan şu hakikati öğrenemediği için sonsuz hayatını kaybediyor, bize normal geliyor arkadaşlar. Neden? Ülfet olmuş artık. Eğer siz de, bakın 40 delilden 1 tanesini inceledik bu okyanusa dalmak istiyorsanız, daha önce çok söyledim, tekrar söyleyeceğim, bıkmayacağım da bundan. Arkadaşlar risale-i nurdan istifade etmenin yegane yolu, Zübeyir Gündüzalp diyor ben demiyorum, bizzat Risale-i Nuru eline alıp okuyup, anlamak için ceht ve gayret sarf etmektir diyor. Böyle sohbet dinleyerek bir yere kadar, gerçek istifade Risale-i Nurları okuyarak olur…

44 thoughts on “Allah’ın Varlığına Bir Delil…”

  1. Herkes "Risale-i Nur okuma,daha cok gencsin,anlamazsin" diyorlar..
    Allah sizden razi olsun..
    Siz cünki beni okumaya motive ediyorsunuz..
    Ileri zamanda insaallah hem sohbetlerinizi dinleyecegim,hem de Risale-i Nur´u bizzat kendim okuyacagim 🙂

  2. Bismillahi Rahmani-Rahim. Çok güzel Fatih kardeş! Allah Senden ve Senin kimi kardeşlerden razı olsun!

  3. 🌷@AyazEmineO kadar derinden anlatıyorsunuz ki insanın anlaması mümkün değil sizin sohbetiniz çok hoşuma gidiyorsizi dinleyince insan kendisinden ders çıkarıyor🌷

  4. Şeytan bazen İman konusunda da şüpheye düşürebilir. Bu konuda da '' Söz sanatlarının en üst düzey olduğu bir zamanda Peygamberimiz(sas)'in Kur'an-ı Kerim'i biz insanlara bildirmesi bile Allah'ın varlığına delildir.
    ''Eğer kulumuza (Muhammed’e) indirdiğimiz (Kur’an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sûre getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka şahitlerinizi çağırın (ve bunu ispat edin).'' Bakara-23
    Ve 1400 yıldır gayrimüslimler; akademisyenler,yazarlar, dil bilimciler yetiştirmelerine rağmen 1400 yıldır halen daha bir suresinin benzeri getirilmedi.

  5. efendim allahın varlığına dair bir kanıt yoktur yok allah vardı çok güzel diyeceğinize gidin az bilim öğrenin

  6. gece 05:38 ve ben 1 senedir islamiyeti arastiriyirdum bu sekil videilar izleyerek ve sorarak ve ben allaha iman ediyorm(daha yeni tanistigim arkadaslariminda vesilesiyle kalbimdeki fener yandi) vucut qbdestimi alip basimi allah icin secdeye koydum paslasmak isredim bennn allaha iman eden kul oldum😢😢😢😢😢😢allah onceki gunahlarimi affet

  7. Sozler Kosku sizin konulariniz beni cok DİNLENDİRİYOR… Allah Razi Olsun Sizden.. 💗💗💗😳😳😳😳😊😊

  8. Şunu söylemek isterim ki allah diye bir varlık vardı. 1400 sene öncesinde kabe içinde idi. Sonra yok ettiler. Ama size asıl gerçeği söyleyim. Gözle görülen veya görülmeyen varlıkların yaratıcısı SONSUZ GÜÇ olan Rab Yahvedir. Yeshua Hamashiah ile insanlara konuşur. Siz İsa Mesih olarak biliyorsunuz.

  9. İçinde bunu bulabilirsin içinde bi Allah sevgisi Allaha inanma ihtiyacı birazda varsa bu seni Allahın yarattığının kanıtı çünkü Allah yaratırken sana o özelliği koymuşsa bunu Allahtan başkası yapamazdı tesadüfle bu senin yaradılışına koyulmuş olamaz bende bazen içimde sorguluyorum Bazen kızıyorum peki yarattın neden bu kadar acı çekmeme izin veriyorsun diye ama bunun Allah öbür dünyası olduğunuda bildirmiş ve herşeyi bu kadar düzen mükemmeliyet içinde yaratan Allahın vardır bi bildiği ve inanmak daha kazançlı çünkü inandığında dünyada belki çok çok az bişeyler kaybedersin (bence kaybedilmez bazı insanlar kaybettiğini düşünür) ama inanmadığında eğer ahiret varsa işte o zaman sonsuza kadar çok şey kaybedersin .

  10. Sana gözle görünür ıspat vereyimmi iki elinin parmakarını birbirine geçir ve avucunda yazan yazıyı oku YETERLİ KANIT SANIRIM

Leave a Reply